Son yıllarda iş dünyasında sık duyulan bir cümle var: “Yeni nesil çalışmak istemiyor.” Özellikle üretim sahalarında, insan kaynakları toplantılarında ve yönetici sohbetlerinde bu düşünce sıkça dile getiriliyor. Ancak mesele gerçekten bu kadar basit mi?
Gençlerin çalışmak istemediğini söylemek kolay bir yorum olabilir. Fakat sahaya biraz daha dikkatli bakıldığında, asıl sorunun çalışmak istememek değil; çalışma hayatından beklentilerin değişmesi olduğu görülüyor.
Bugünün genç çalışanları yalnızca maaşa odaklanan bir bakış açısıyla hareket etmiyor. Anlam arıyorlar. Gelişim görmek istiyorlar. Yaptıkları işin karşılığını sadece ücret olarak değil, deneyim ve gelecek fırsatı olarak da değerlendirmek istiyorlar.
Önceki kuşaklar için iş çoğu zaman güvence demekti. Aynı iş yerinde uzun yıllar çalışmak doğal karşılanırdı. Bugün ise gençler daha hızlı değişen bir dünyada yaşıyor. Bu nedenle bağlılık kurma biçimleri de farklı.
Bu fark bazen “isteksizlik” olarak yorumlanıyor.
Özellikle üretim sektöründe genç çalışanları elde tutmak giderek zorlaşıyor. Ancak burada şu soruyu sormak gerekiyor: Gerçekten gençler mi değişti, yoksa iş dünyası hâlâ eski beklentilerle mi hareket ediyor?
Tekrarlayan işler, sınırlı gelişim alanı, zayıf iletişim kültürü ve çalışanı sadece iş gücü olarak gören anlayış gençlerin motivasyonunu azaltabiliyor.
Bu yalnızca genç kuşağa özgü bir durum da değil. Aynı koşullarda birçok deneyimli çalışan da benzer şekilde motivasyon kaybı yaşayabilir.
Belki de doğru soru şudur: Gençler çalışmak istemiyor mu, yoksa iş dünyası gençlerin neden çalışmak isteyeceğini yeterince anlatamıyor mu?
Geleceğin iş dünyasında yetenek kazanmak kadar yeteneği elde tutmak da önemli olacak.
Bu nedenle gençleri anlamaya çalışmak, onları yalnızca eleştirmekten çok daha değerli olabilir.
Gençler iş beğenmiyor yeğenim. Yine harika tespitler. Elinize sağlık…